USA Güncesi - New York

Herkese Merhabalar!

İş, güç, yenilenen şirketimiz BG Wellness Center ve tüm bu koşuşturmacalar yanısıra seyahatlerle koskoca dinamik bir Nisan ayı geçti!

Gerek Türkiye’de olmayan ‘Wellness’ konseptiyle yeni yarattığımız markamız gerek bu konseptimizi geliştirme amaçlı aile ziyareti ile birleştirdiğim ABD seyehati sonrası güzel bir yorgunlukla ve anlatacak bir o kadar çok şeyle tekrar sizinleyim...

Benim için çok zorlu fakat inanılmaz tempolu ve heyecanlı bir serüven oldu son iki ay. Kardeşimle birlikte kurduğumuz BG Wellness Center, aldığımız sertifikalarla, edindiğimiz tecrübelerle, altyapı araştırmalarıyla, sağlıkçı bir anne ve baba ile, en önemlisi ise sabır ve azim ile açılmış bulunmaktadır.

Amacımız, kliniklerin ve güzellik merkezlerinin yanısıra, yurtdışında gördüğümüz ancak henüz Türkiye’de tam olarak benzeri bulunmayan ‘Wellness’ konseptini, sadece estetik olarak değil; önce sağlık, spor ve egzersiz (yoga, pilates, wellness), ruh sağlığı (konsultasyon), kişiye özel sağlıklı beslenme  sonra güzellik,kalıcı makyaj ve cilt bakımı gibi uygulamaları içeren bir bütün olarak sizlere sunmak.


Bu koşuşturmacalar esnasında, planlarımızı gerçekleştirebilmek için kardeşimle iki farklı kıtadan çalışmalara başladık:) ve kuzenimin yaşadığı, başkent Washington DC’ye, Virginia’ya ve ABD’nin olmazsa olmazı, ‘uyumayan şehir’ New York’a gittik.

Uzun zaman sonra, her ne kadar ziyaret ve tatil amaçlı olsa da, kendimi kaybedip, heyecanla lansmanına hazırlandığımız BG Wellness için tüm lokal SPA’ları gezip, bir kaç sene sonra belki ülkemize  bile getirebileceğimiz olan tüm fikirleri, konseptleri ve kalite standartlarını kafamda oluşturdum.

Seyahatimizin ilk Start’ı New York oldu,Tüm detayları ile elimden geldiğince anlatmak isterim,

New York’ta bayılarak gittiğim yerlerden biri Pret-a-Manger’dır, Whole Foods’un daha butik ve daha organik versiyonu olan bu cafe, hemen hemen ABD’nin tüm şehirlerinde yer alıyor. Lex’te kaldığımız W New York otelinin, Times Square’e yakınlığı bizi sokaklara attı ve sırf yürümek için yaratılmış New York sokaklarında, Pret-a-Manger’dan sağlıklı smoothie’lerimizi ve organik humus salatalarımızı alıp, kendimizi Times Square’e attık.

 

Artık gelenekselleşmiş olan bu cadde, her ne kadar turist dolu olsa da, insanı büyüleyecek kadar renkli ve canlı.

 

Yine kendimize hakim olamayıp turist pozlarımızın hepsini verdikten sonra tadında bırakıp, 5th ave’ye devam ettik:)

 

Bloomingdale’s mı desem, Saks Fifth Avenue mu desem, artık tekrarlamaya gerek yok bile, ritüelleri yerine getirdik.

 

 

Alışveriş yaparken kaybettiğimiz kalori sayısını, Serendipity 3’te tekrar aldığımızı da soyleyebilirim.


Tatlılarına, buzlu sıcak çikolatalarına ve enfes kreasyonlarını bayıldığım Serendipity 3, ABD’de sadece, Los Angeles, New York ve Washington DC’de bulunuyor. Görürseniz, kaçırmayın, hemen yiyin derim.

 

Şimdi gelelim özel olarak ilgimi çeken ‘Fine Foods’ konseptine, Wellness dediğimiz zaman insanın kesinlikle diyete başvurması söz konusu olmamalı. Diyetlerle, vücut yapımıza uyup uymadığını bilmediğimiz rejimlerle kendimizi kısıtlayıp, verdiğimiz kilolar 1-2 hafta sonra tekrar alıp, tekrar başlamak yerine, bunu hayat felsefesine dönüştürüp, kararında ve sağlıklı yemekler yiyip, yaşamak kalitemizden ödün vermeden, HERŞEYİN tadına bakmak daha cazip bana göre. Otelimizin karşısına, Lex Ave’de bulunan ‘Ashley’s Fine Foods’  bizim için harika oldu.

 

Sabah kahvaltılarında ‘Energy Wrap’ adı verilen – tortilla krepi arasında, organik fıstık ezmesi, ceviz, bal ve muz bulunan kucuk wrap’lerden tutun, ogle yemeklerinde ise belki evde haşlamaya üşendiğmiz tüm sebzelerinin ve tahıl ürünlerinin hazır hali, kalori hesabı yapanlar için belirtilen kalori miktarıyla sunulmuş herkesin iş öncesi, iş çıkışı gittiği bir mekan.

 

Özellikle güne böyle başladığınızda almanız gereken tüm enerjiyi fazlasıyla aldığınızı söyleyebilirim :)

Meatpacking, Central Park ve SoHo ritüllerin de yerine getirdikten sonra, W otel’in  ‘Whiskey Blues’ barında bir iki kadeh birşeyler içmeye gittik.

 

Jet-lag, yorgunluk demeden kendimizi Kimberly Hotel’in rooftop lounge’una – Upstairs’a attık.

 

Gecenin yorgunluğu anca şehrin bu güzel manzarasında giderilir. Lex Ave’nun benim için yeri ayrıdır – Manhattan’ın basil başına en sevdiğim caddelerinden biri. Ayrılmak istemedim desem yeridir.

 

Ertesi sabah ise Brooklyn Bridge’den – Manhattan’a doğru gün doğuşunu izeleyerek New York’a tekrar günaydın dedik.

  

Sabah koşusu için oldukça keyifli.Fakat buna rağmen bizim gibi güneşin doğuşu ile birlikte köprüde güzel kareler yakalamak isteyenlerde vardı :)

  

Bayılarak gittiğim ve her defasında çıkmak istemediğim Dylan’s Candy Bar’dan istemediğimiz kadar şeker, çikolata beğenip, almadığımız doğrudur :)



Hatıra olarak küçük cupcake kalıplarından alıp, Long Island yollarına düştük.


Bir İstanbul alışkanlığı olsa gerek manzarası güzel restauranlar ararsanız eğer New York’da size bu cümleden deniz manzarası değil roof top’ları tarif edeceklerini bilmelisiniz.

 

Manzarasini en cok seveceğiniz yer bence Top of the Standard Hotel (Boom Boom Room) ya da Le Bain. Genelde yemekleri küçük tabaklarda olur ama manzara ve atmosferin etkisiyle fazla bir şey aramazsınız.

 

Alt kattaki standard grill’de oldukça lezzetlidir, rezervasyonlu yerine gitmek isterseniz en az iki saat beklemek zorunda kalabilirsiniz bu yüzden direk olarak bahçe kısmı ve içerideki ilk oda first come first serve bölümünü sormanızı öneririm. 

Başka manzaralı yerler de Brooklyn'deki Wythe Hotel Rooftop ya da James Hotel'in üst katındaki Jimmy's Rooftop. Bu yerlerde de yemek var ama icki ağırlıklı lounge’lardan oluşuyor.Dönmeden Küçük tabaklarda güzel tapas tarzi ya da güzel hamburger çeşitleri tatmadan gitmek istemiyorsanız,mutlaka gitmelisiniz.


230 Fifth Avenue Rooftop diye biryerden bahseden arkadaslariniz olursa bence onlarin gercekten New York hakkında bir şeyler bilip bilmediklerini sorgulayın derim:(

New York’ta üç beş gün yeterli olmuyor.. İnsan ne kadar gezerse gezsin, yine de gidince şehir adeta içine çekiyor..Bir daha ki sefere daha kapsamlı bir plan yapmak üzere yolumuzu biraz daha Güney'e Washington'a çevirdik..