USA Güncesi - Washington DC

Kuzenimin senelerdir yaşadığı Washington DC’ye sıra gelince, bu sefer ayrı bir heyecanlandım.

 

Biraz sukunet, huzur ve aile evine gitmenin verdiği rahatlık iyi geldi. Washington DC denince akla başkent, dolayısıyla resmiyet, politika ve düzen gelir.


Belki turist olarak gitseydim ben de benzer duygular oluşurdu ama Georgetown, Old Town, National Harbor, Adams Morgan, Dupont Circle gibi güzel mekanları gördükten sonra ne kadar yaşanılabilir bir şehir olduğunu fark ediyorsunuz.



DC’ye gidip te beyaz sarayı veya National Museum’u görmemek olmaz tabi ama benim asıl ilgimi çeken ve görmek istediğim bir yer varsa, o da Pentagon City’de bulunan Red Door Spa’ydı.


Dünyaca ünlü Red Door Spa, Elizabeth Arden’ın kendi markası – özellikle Michelle Obama ve heyetten bir çok ünlü ismin gittiği bu mekanın araştırmasını yaptım, bakımlardan geçtim, kalitesini ölçtüm ve bir sürü fikir edindim.

Doğum günüme denk getirdiğimiz bu gezide, ailecek doğum günümü kutlamak için Cheesecake Factory’de güzel bir yemek yedik.


Adeta Türyiye’ye getirilmesini istediğim bu harika restoran, kitap kalınlığında menüsü, sıcak ortamı


ve malesef ülkemizde pek rast gelmediğimiz özel ilgi ve alakasıyla Ailecek doğum günümü kutladıktan sonra,  Washington DC’nin barlar sokağı olan – Adam’s Morgan’a biraz jazz dinelemeye gittik.

Ertesi gün Masachussets Ave üzerinde bulunan Embassy Row’da – Büyükelçiliğimizi, Residence’ı ve ünlü Atatürk anıtını ziyarete gittik. Ancak bu kadar güzel ve kocaman temsil edilebilir ülkemiz!

Tabiki herşey bir yana Washington Dc’de yaşayabileceğiniz alışveriş çılgınlığından bahsetmek isterim…


Arakadaşlarınız, aileniz, sevdikleriniz fazla ise, hediye konusunda ABD’de ve özellikle de bu eyalette şanslısınız demektir :) O kadar fazla alternatif var ki aklınız durur!

Pentagon City Mall, Tyson’s Corner, Potomac Mills, TJ Max ve Marshalls gibi mekanlarda, her markayı otantik bulabilirsiniz, hem de fazlasıyla!

O kadar çok düşünemeyeceğiniz ürün var ki, hepsini sepete koyup gitmek istiyor insan. Tabi ki de bavul doldurmaya gelince güçlük yaşamak istemiyorsanız, harcamalarınızı limitleyin derim :)

Dupont Circle’daki Bar Dupont’ta kendi tavsiyelerine güvenerek kokteylerimizi içip biraz dinlendikten sonra, favorim Georgetown’a gittik.



Georgetown için DC’nin SoHo’su diyebilirim.

Tüm restoranlar, cafeler, markalar, galeriler, herşey bu güzel ve büyülü caddenin üstünde. Gitmişken ünlü Georgetown Cupcake’e de uğradık,


en sevdiğim restoranlardan biri olan Paul’s Bakery e gittik.


Georgetown’un yanısıra, Old Town’u geçmek olmaz.


Tarihi küçük evlerin, dükkanların ve birbirinden pahalı antik shop’ların olduğu bu caddenin sonunda Potomac nehri’ne bakıp, Starbucks’ınızı yudumlayablirsiniz. 



Son günümüzü belki her gittiğimiz şehirde gitmeden olmaz dediğimiz W Hotel Washington DC’nin rooftop’ını seçtik – Beyaz Saray manzaralı bir yemek’le geçirdik. Beyaz Saray önünde turist pozu vermek istemiyorsanız W rooftop koltuklarında Beyaz Saray’ı arkanıza alarak rahat pozlar verebilirsiniz :)

Yemek demişken, DC’ye gidiyorsanız, Tyson’s Corner’da bulunan ‘Wasabi’ adlı restoranda sushi yemeden dönmeyin! Her ne kadar aç olduğunuzda bir sushi kapma yarışına girseniz de sonunda hem doyup hem de oldukça eğlenceli saatler geçirebilirsiniz.

Tabi ki bu kadar kısa sürede yapabilecekleriniz oldukça kısıtlı.Biz jetlag, yorgunluk demeden, soluksuz geçirdiğimiz günlere bu kadar çok şey sığdırabildik.Hem araştırma hem gezme niyetindeyseniz en az 1 ayı gözden çıkarın derim…